Yola Çıkabildiğim Gün

Yola Çıkabildiğim Gün

Bazı hayaller vardır, insan onları bir yere gitmek için değil,
bir hâle ulaşmak için kurar.

Bu yolculuk uzun süredir aklımdaydı.
Aylarca planladım.
Takvimde yerini biliyordum.
Geriye doğru saydığım günler oldu.

Herkesin yaşadığı türden bir hayaldi bu aslında.
“Bir gün” diye başlayanlardan.
Motorunu hazırladığın, çantayı kaç kere açıp kapattığını unuttuğun,
yola çıkmadan önce zihninde defalarca sürdüğün türden.

Ama bu hayal, boş bir hayal değildi.
Kendi kendine akan, insanı oyalayan türden hiç olmadı.

Çünkü şunu erken öğrendim:
Hedef yoksa hayal yürütmez, oyalatır.

Bir şeyi istemek yetmez.
O isteğin, insanın gününe dokunması gerekir.
Bugününe.
Yaptığına.

Bazı hayelleri merdivenin en üst basamağına koymak gerekir.
Biliyoruz ki oraya bir anda çıkılmaz.
Araya basamak koymadan olmaz.

O motora binmeden önce bisiklet sürmeyi öğrendim.
Düşmeyi.
Kalkmayı.
Sabretmeyi.

Tevekkül, benim için hiçbir zaman
“olursa olur” demek olmadı.
Yola çıkıp gerisini bırakmaktı.

İşte o sabah geldiğinde motorun başındaydım.
Lastiklere baktım.
Bir kez daha dolaştım etrafında.
Dün yaptığım gibi tekrar kontrol ettim bütün her şeyi.
Çantayı açtım, kapattım, tekrar açtım.

Her şey yerindeydi.
Gerçek şu ki bütün olay yola çıkabiliyor olmaktı.

Ellerim tanıdık şeylerle meşguldü,
zihnim çoktan yoldaydı.

Heyecanım acele ettirmiyordu.
Sessizdi.
Ama yerli yerindeydi.

Kontağı çevirdiğim an çıkan ses,
aylarca kurduğum hayalin
gerçek dünyaya değdiği andı.

İlk metrelerde fark ettim:
Bu yolculuk hızla ilgili değildi.
Kaç kilometre yaptığım da önemli değildi.

Önemli olan,
o noktaya kadar nasıl geldiğimdi.

Bir şeyi gerçekten isteyince,
insan farkında olmadan bir düzen kuruyor.

Tekrar ederek.
Savrulmadan.
Gösterişsiz.

İstiyor ama beklemiyor.
Çalışıyor ama acele etmiyor.

Bu yolun kendisi,
samurayların yol anlayışını hatırlatıyor bana.
Bushido.

Sabırla yürümek.
Çabayı ertelememek.
Disiplinden ödün vermemek.

Bir savaş tekniği değil.
Bir kazanma hırsı hiç değil.

Disiplin, sadece çalışmak değildir Bushido’da.
Onurlu çalışmaktır.
Tekrar etmektir ama dağılmamaktır.
Kazanmak kadar, yolu temiz tutmaktır.

Ben bu yolculuğa böyle çıktım.

Sessizce.
Gösterişsiz.
Ama içi dolu.

Telefonum sessizdeydi.
Bildirimlerin hepsi arkada kaldı.
Zaman ilk kez beni kovalamıyordu.

İşin güzel yanı da şu sanırım;
Tatmin, hedefe varınca gelmiyor.
Hedefe yürürken geliyor.

Bu yüzden bu yolculuk bitti demedim kendime.
Çünkü bitmedi.

O anın içinde kaldım.
Kıymetini aceleyle tüketmedim.

Hayal gerçekleşti diye hemen yenisini koymadım önüne.
Önce durdum.
Baktım.
Şükrettim.
Durabildiğim yerde refaha yaklaştığımı hissettim.

Ve belki de en önemlisi şuydu:
Ben bu hayali yaşarken,
kendimden ödün vermedim.

O yüzden bu yolculuk bana yeni bir şey öğretmedi.
Zaten bildiğim bir şeyi doğruladı:

Zaman hala kullanılabiliyor.
İstiyorsan yürüyeceksin.
Yürüyorsan çalışacaksın.
Çalışıyorsan sabredeceksin.

Ve sonra,
zamanı geldiğinde
yola çıkabileceksin.

Ve ben, o hayalimi
hayatımın içine koyabildim.

Bu yazıyı paylaşabilir ve beğenebilirsin;

guest

1 Yorum
Yasemin
Yasemin
8 ay önce

Hayalini hayatının içine koyabilmek büyük bir cesaret ve sabır işi. Sessiz ama çok gerçek bir güç var bu satırlarda.