Hangisi Daha Heyecan Verici: İstemek mi, Sahip Olmak mı?

Bir süredir yeni bir motor alma fikri kafamda dönüyor.
Almak derken, daha çok bakmak.
Araştırmak.
Videolar izlemek.
Yorum okumak.
Kendimi çoktan onun üzerinden hayal etmeye başlamıştım bile.

Garip olan şu:
Henüz ortada alınmış bir şey yok ama keyfi şimdiden var.

Bu hâli daha önce de yaşamıştım.
Şu anki motorumu almadan önce.
O zamanlar da aynı cümleler dönüyordu kafamda:
“Buna alışabilir miyim?”
“Büyük gelir mi?”
“Bakımlarını karşılayabilir miyim?”

Sonra aldım.
Alıştım.
Yetmedi.

Şimdi dönüp bakınca fark ediyorum:
O motoru en çok istediğim zaman,
henüz sahip olmadığım zamandı.
Bunu da yeni motor alma fikri aklıma düşünce fark ettim.

(Motorumdan şikâyetçi değilim. Bana hep iyi davrandı ve onu çok seviyorum. Benim meselem biraz daha içerde; galiba istemeyi seviyorum.)

Araştırma süreci tatlıydı.
Kararsızlık canlıydı.
O ihtimal hâli heyecanlıydı.

Aldıktan sonra gelen şey ise
bir süreliğine doymuşluktu.
Sonra o da geçti.

Bu durum sadece motorla ilgili değil.
Birçok şey böyle işliyor artık.
İstediğimiz şey, çoğu zaman elde ettiğimiz şeyden
daha uzun ömürlü.

Çünkü arzu, varışta değil;
yolda kalmakta canlı.

Modern hayat da bunu çok iyi besliyor.
Sana hiçbir zaman “tamam” dedirtmiyor.
Hep bir sonraki versiyon var.
Bir üstü.
Bir tık daha iyisi.

Böylece insan,
sahip olmaktan çok
istemeye alışıyor.

Doymak değil,
yeni bir hedefe yönelmek normalleşiyor.

Bu yüzden belki de
en çok heyecan veren anlar,
“sahip oldum” dediğimiz anlar değil.
“Almalı mıyım?” diye düşündüğümüz anlar.

Ve belki de bu yüzden,
hazırlık hâli sonucun kendisinden daha tatlı geliyor.

Çünkü hazırlıkta ihtimal var.
Her şey açık.
Henüz hiçbir şey kesinleşmemiş.
Henüz bir sınır yok.

Sahip olduğunda, hayal gerçeğe dönüşüyor.
Bir adı oluyor.
Bir rutini, bir bakımı, bir ağırlığı…

Ama isteme hâlinde,
Hâlâ hafif.
Hâlâ hayal.
Hâlâ biraz daha iyi olabilir.

Belki de bu yüzden modern hayat
bizi sahip olmaktan çok sürekli istemeye alıştırıyor.
Doymak değil, canlı kalmak ödüllendiriliyor.

Bir şeyi elde ettiğimiz anda arzu sakinleşiyor.
Sakinleşen her şey ise bir süre sonra sıradanlaşıyor.

O yüzden yeni bir şey arıyoruz.
Yeni bir fikir,
yeni bir hedef,
yeni bir “sonra”.

Bu sadece eşyalarla ilgili değil.
İnsan bazen
bir hayat biçimini,
bir hâli,
bir ihtimali istiyor.

Ve belki de
asıl arzu ettiğimiz şey
şeyin kendisi değil;
bizi harekette tutan o beklenti.

Çünkü beklenti varken,
henüz eksik olduğumuzu kabul etmek zorunda değiliz.
Henüz “bu kadar” dememiş oluyoruz.

İnsan bazen istediği şeye değil, isteme hâline tutunuyor.
Belki de bu yüzden, en zor olan sahip olmak değil.
Sahip olduktan sonra orada kalabilmek.

Bunu paylaşabilir ve beğenebilirsin;

guest

1 Yorum
Yasmin
Yasmin
8 ay önce

Çok haklısın, yol olmasa arzu da sessizleşir. Belki de bu yüzden yol bitmesin istiyoruz; arzu yürüdükçe var oluyor.