Kolay Olan Neden Bu Kadar Yorar?
Bazen hiçbir şey yapmadığın hâlde yorgun hissedersin.
Gün doludur ama içi boştur.
Saatler geçmiştir ama bir şey olmuş gibi değildir.
İnsan bunu çoğu zaman kendine yükler.
“Dağınığım” der.
“İsteksizim” der.
Sorun tembellik değildir.
Sorun, zihninin sürekli kolay olana çekilmesidir.
İnsan beyni zorla değil, ekonomiyle çalışır.
Az çabayla gelen her şey ona cazip görünür.
Belirsiz olan, emek isteyen, sabır isteyen ise riskli.
Bu bir karakter meselesi değil.
Bu, eski bir yazılım.
Bugün telefon ekranında beliren her renk,
her bildirim, her kaydırma bu yazılımı tanır.
Hepsi dikkati tutmak için değil, daha fazlasını istemek için tasarlanır.
Haz hızlı gelir.
Parlak, kısa ve geçicidir.
Tatmin ise yavaştır.
Sessizdir.
Ama kaldığı yeri doldurur.
Hayatımız hazla dolu, tatminle fakir.
Bu yüzden çok şey yaparız ama az şey yaşarız.
Bir işe başlamak için eskiden sadece kahve yapman yeterliyken
şimdi üç uygulama kapatman, dört video izlemen, bir sürü reels kaydırman gerekiyor.
Daha önce seni içine çeken bir kitap şimdi beşinci sayfada sıkıyor.
Eskiden rahatça yaptığın spor bugün seni yerinden kaldırmıyor.
Sonra kendimize kızarız.
“Niye odaklanamıyorum?”
“Niye eskisi gibi değilim?”
Oysa sorun bizde değil, zihin fazlaya maruz kalmıştır.
Zihin de bir kas gibi yorulur.
Sürekli uyarılırsa, bir süre sonra hiçbir şeye tepki vermez.
Eskiden içine çeken şeyler artık sönük gelir.
Ve insan bunu “isteksizlik” sanır.
O noktada yapılacak şey daha çok zorlamak değil.
Sadeleştirmektir.
Bir süre için en kolay olanı azaltmak.
En hızlı geleni yavaşlatmak.
Aradaki boşluğu hemen doldurmamaya izin vermek.
İlk başta rahatsız eder.
Sessizlik ağır gelir.
Can sıkıntısı ortaya çıkar.
Ama bu yanlış yolda olduğun anlamına gelmez.
Tam tersine, zihnin kendine dönmeye başladığı yerdir.
Zamanla yavaş olan yeniden anlam kazanır.
Okumak, yürümek, düşünmek, üretmek…
İlk anda tatsız gelen şeyler, bir süre sonra yerini doldurur.
Çünkü gerçek tatmin, gürültüde değil;
emekte, tekrarında ve sabrındadır.
Disiplin de aslında buradan doğar.
Zorlayarak değil, yük hafifleyince.
İnsan bazen daha fazlasına ulaşmaya değil,
daha azına maruz kalmaya ihtiyaç duyar.
Belki mesele kendimizi düzeltmek değil,
zihnimizi biraz yalnız bırakmaktır.
Bunu paylaşabilir ve beğenebilirsin;
