KATEGORİLER

Sandalyeye Oturmak

Sonsuz kütüphane artık cebimizde.
Avucumuzun içinde titriyor.
Eskiden raflar arasında yürürdük,
şimdi başparmağımızla dünyaları kaydırıyoruz.

Bir akşam vakti, ekranın ışığında duruyorsun.
Önünde binlerce film, on binlerce hikâye.
Her biri sessizce “beni seç” diyor.
Fragmanlara bakıyorsun, özetleri okuyorsun,
listeler yapıyorsun.

Zaman geçiyor.
Henüz hiçbir hikâye başlamadı.

Çünkü birini açmak,
diğer binlercesine kapıyı kapatmak demek.
Oysa rafın önünde durmak,
hâlâ her şeye sahipmişsin hissi veriyor.

Sonunda bir şey açılıyor.
Ama zihnin hâlâ kütüphanede.

Filmin beşinci dakikasında elin telefona gidiyor.
Başka bir ekran,
başka bir raf.
Bir video,
bir fotoğraf,
bir başlık daha.

Hikâyeler üst üste biniyor.
Hiçbiri kötü değil.
Ama hiçbiri tamamlanmıyor.

Artık içerik tüketmiyoruz.
Geçiş tüketiyoruz.

Bir şeyden diğerine atlamayı yaşıyoruz.
Durağanlığı değil,
hareketin kendisini.

Bu yüzden bir film bitmiyor,
bir dizi içine almıyor,
bir duygu yerleşemiyor.

İlişkiler de bundan bağımsız değil.
Sonsuz bir insan kataloğunda dolaşıyoruz.
Birinin gözlerine bakarken,
aklımız başka ihtimallerin “olabilirliğinde”.

Bir insanda derinleşmek yorucu geliyor.
Çünkü yeni birine başlamak
sadece bir kaydırma mesafesinde.
Vazgeçmek kolaylaştıkça,
kalmak zorlaşıyor.

Bu bir ahlak meselesi değil.
Bir karakter zaafı da değil.

Bu, sürekli açık kalan rafların yarattığı bir hâl.

Modern insanın trajedisi belki de burada:
Her şeye erişimi var,
ama hiçbir şeyde uzun süre kalamıyor.
Bilgi çok,
bilgelik az.
Temas çok,
dokunuş yok.

O sandalyeye oturmak,
kütüphanenin ortasında bir yere çökmek değil.
Diğer raflara sırtını dönmektir.

“Şu an sadece bu var” diyebilmektir.
Kütüphanenin sonsuzluğunu reddedip,
kendi hikâyenin sınırlılığına razı olmaktır.

Derinlik,
seçeneklerin bittiği yerde başlar.

Ve biz,
seçenekler bitmesin diye
hayatı ertelemeyi öğrenmiş gibiyiz.

Bunu paylaşabilir ve beğenebilirsin;

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest

1 Yorum
Yasemin
Yasemin
5 ay önce

Maalesef beynimiz, elimiz, gözümüz başka hayatkarla okadar meşgulki, kendi hikayemizi yaşayamadan kaybolup gidiyoruz.

Önceki Gönderi
Sonraki Gönderi

Geçmiş yazılar

HAFTANIN SÖZÜ

“Bak bu şehre dün seni anlattım. Şimdi ise sırılsıklam”

Yeni yazılardan haberdar olmak için abone olmayı unutmayın !!

Designed with Oğuz Kaya

1
0
Would love your thoughts, please comment.x